Sakarya Akyazı Hangi Millettir?
Böyle bir soru sormak, aslında çok basit gibi görünebilir. Ama işin içine biraz derinlemesine bakınca, “Sakarya Akyazı hangi millettir?” sorusu, çok daha ilginç ve düşündürücü bir hale geliyor. Türkiye’deki yerel kültürler, etnik yapılar ve toplulukların birbirine nasıl karıştığını, asırlardır süren göçler ve yerleşim hareketlerini göz önünde bulundurunca, “hangi millet?” sorusunun cevabını bulmak aslında hiç de kolay olmuyor. Ama gelin, buna bir bakalım, çünkü bu soru biraz daha fazlasını barındırıyor.
Akyazı: Tarihsel ve Coğrafi Bir Perspektif
Öncelikle Akyazı’dan bahsedelim. Sakarya iline bağlı olan Akyazı, Marmara Bölgesi’nin güneydoğusunda, Sakarya il merkezine yaklaşık 35 km uzaklıkta yer alıyor. Genelde dağlık bir yapıya sahip, yeşilin bol olduğu, doğal güzellikleriyle tanınan bir bölge. Tarih boyunca çeşitli yerleşimlere ev sahipliği yapmış. Yani, Akyazı, hiçbir zaman tek bir “milletin” yaşadığı bir yer olmamış. Geçmişi çok zengin, çünkü Osmanlı İmparatorluğu’ndan önceki dönemde Bizans’ın etkisi de burada hissedilmiş, sonrasında ise Türklerin yerleşmesiyle iyice şekillenmiş. Haliyle burada yaşayan halk da farklı kökenlerden gelmiş.
Ama ya günümüze dönelim. Akyazı’da kimler yaşıyor? Tam olarak “hangi millet?” diye sormak, bir yerde bu kadar kültürel çeşitliliği göz ardı etmek olur. Burada, her köyde, her mahallede farklı soylar, kökenler, etnik yapılar bir arada. O yüzden, sadece etnik kimlik üzerinden bir tanımlama yapmak bana çok dar bir bakış açısı gibi geliyor.
Akyazı ve Etnik Yapı: Karışımın Farklı Yüzleri
Hadi biraz daha cesurca bakalım, çünkü bence bu soruyu sormanın altındaki asıl soru da şu: Akyazı’daki insanlar ne kadar bir kimlik sorunu yaşıyorlar? Yoksa kimlik karmaşası mı var?
Gerçekten de Akyazı’da yaşayan insanlar, genellikle Türk olarak tanımlanıyorlar, ama bu tanım, çok genel ve bazen yanıltıcı olabilir. Buradaki halk, geçmişte çeşitli etnik grupların bir arada yaşadığı bir yer olduğu için, kökenler çok çeşitlidir. Akyazı’da, farklı göçlerle gelen, zamanla burada yerleşmiş olan, ve kültürel anlamda farklı yapıları benimsemiş bir topluluk var. Burada, hem Türk, hem Çerkes, hem de Kürt kökenli insanları bulmak mümkün. Bu çeşitlilik, Akyazı’nın hem güçlü hem de zayıf yönlerinden biri.
Çerkesler, özellikle Osmanlı dönemi sonrasında bu bölgeye göç etmişler. Çerkeslerin yerleşmesiyle birlikte, burada bir kültürel yapı oluşmuş. Bir yanda Çerkes yemekleri, diğer tarafta ise Türk mutfağından lezzetler bir arada. Belki Akyazı’nın bu kadar zengin olmasının nedeni de bu kültürel karışım. Ancak, işin içine biraz milliyetçilik girdiğinde, kim kimin kökenini sorgulamaya başlıyor. Bu durumda, “Sakarya Akyazı hangi millettir?” sorusu gündeme geliyor.
Akyazı’nın Zayıf Yönleri: Kimlik Karışıklığı ve Toplumsal Gerilim
Bir tarafta bu kültürel çeşitliliğin getirdiği zenginlikler varken, diğer tarafta kimlik meseleleriyle ilgili küçük gerilimler de yaşanabiliyor. Bir zamanlar köy köy, mahalle mahalle ayrılan bu farklı grupların zamanla iç içe geçmesi, bazı insanlar için kolay olmamış. Mesela, bölgedeki bir köyde, kökeninden dolayı kendini dışlanmış hisseden birine rastladığınızda, insanın bu kadar çeşitliliğin içinde neden hala ayrımcılığın olabildiğini sorgulaması kaçınılmaz. Herkes bir şekilde “Türk” kimliği altında birleşmeye çalışırken, bu karışım bazen kimlik kargaşasına yol açabiliyor.
Buna dair örnekler vermek gerekirse, çoğu zaman Akyazı’daki farklı etnik grupların geçmişteki travmalarını ya da kültürel farklılıklarını aşamadığına şahit olabiliyoruz. Bu durum, özellikle gençler arasında bir kimlik arayışı yaratabiliyor. Bu yüzden, Akyazı’da aslında “hangi millet?” sorusu basit bir “Türk” cevabından çok daha fazla şey barındırıyor.
Akyazı’nın Güçlü Yönleri: Zengin Kültürel Mozaik ve Birliktelik
Fakat, Akyazı’nın güçlü yanlarına da değinmek gerek. Bu çeşitliliği hem bir zenginlik hem de bir fırsat olarak görmek lazım. Bugün Akyazı’da, pek çok insan birlikte yaşamayı, kültürel farklılıkları kabul etmeyi ve birlikte üretmeyi başarmış durumda. Akyazı, aslında gerçek bir mozaik. Herkesin birbiriyle uyum içinde yaşaması, bazen idealist bir yaklaşım gibi gelse de, pratikte büyük ölçüde mümkün olabiliyor. Bu mozaik, bence “birlikte olma” kültürünün ne kadar güçlü olduğunu da gösteriyor.
Mesela, Akyazı’daki düğünler, bayramlar ve kutlamalar, bazen bütün mahalleyi bir araya getiriyor. Bir düğüne gidiyorsunuz, tam karşınızda Çerkesçe şarkılar söyleniyor, biraz ilerideyse bir Kürt türküsü çalıyor. Herkes birbirinin dansına eşlik ediyor. Bu birliktelik, hem Akyazı’nın hem de Türkiye’nin farklı kültürlerinin nasıl bir arada yaşayabileceğini gösteriyor. Herkesin bir kimliği, bir kökeni olsa da, sonunda bir arada yaşamayı başarmış bir topluluk söz konusu.
Sonuç: Akyazı’da Hangi Millet Var?
Akyazı’daki “hangi millet?” sorusu aslında tek bir cevaba indirgenemeyecek kadar karmaşık bir konu. Herkesin kendine ait bir kimliği, bir geçmişi var ve bu, Akyazı’yı sadece bir yer değil, bir yaşam biçimi haline getiriyor. Burada, farklı geçmişlerden gelen insanları bir arada tutan şey, bir milletin ötesinde, hoşgörü, birlik ve birlikte var olma isteğidir. Akyazı’da, sadece “Türk” değil, aynı zamanda “Çerkes”, “Kürt” ve belki de daha birçok kimlik bir arada var. Burada, kimlikler arasındaki farklar zaman zaman karışsa da, aslında bu karışım, Akyazı’yı özel ve farklı kılıyor.
Öyleyse, Akyazı hangi millettir? Cevap basit değil. Bir milletin, bir kimliğin tanımından çok, bir arada yaşamanın ne kadar değerli olduğu üzerinde durmamız gerek. Bu karışımda, aslında her birimizin bir parçası olduğumuz bir mozaik var.