Bazen en basit sorular, insanı en uzun düşünce yolculuklarına çıkarır. Bir sınıfta, bir defterin köşesinde yazan o masum soru gibi: Kenarlarına göre üçgenler kaça ayrılır? İlk bakışta matematiğin soğuk, net dünyasına ait gibi durur. Ama biraz durup düşününce, sınıflandırmanın kendisiyle, sınır çizmenin anlamıyla ve “aynı” ya da “farklı” olmanın ne demek olduğuyla ilgili daha geniş bir hikâye anlatmaya başlar. Toplumu anlamaya çalışan biri için bu soru, yalnızca geometri değil; birlikte yaşamanın sosyolojisidir.
Kenarlarına Göre Üçgenler Kaça Ayrılır? Temel Tanım
Matematikte kenarlarına göre üçgenler üç gruba ayrılır:
– Eşkenar üçgen: Üç kenarı da eşit
– İkizkenar üçgen: İki kenarı eşit
– Çeşitkenar üçgen: Üç kenarı da farklı
Bu sınıflandırma, ölçülebilir ve nettir. Ancak sosyolojik bir gözle bakıldığında, bu üçlü ayrım bize toplumların insanları nasıl kategorilere ayırdığını, eşitlik ve farklılık kavramlarını nasıl tanımladığını düşündürür.
Burada kendime şu soruyu soruyorum: İnsanlar da tıpkı üçgenler gibi, yalnızca belirli kalıplara mı sığar?
Sınıflandırma ve Toplumsal Normlar
Eşitlik İdeali ve Eşkenar Üçgen
Eşkenar üçgen, matematikte kusursuz bir simetriyi temsil eder. Toplumda ise bu, çoğu zaman “herkes eşittir” söylemiyle karşılık bulur. Yasalar önünde eşitlik, fırsat eşitliği, hak eşitliği…
Ama sosyolojik çalışmalar şunu gösteriyor: Eşitlik ideali ile pratik gerçeklik arasında ciddi bir mesafe vardır.
– Aynı yasal haklara sahip olmak
– Aynı koşullara sahip olmak anlamına gelmez
Bu noktada Toplumsal adalet kavramı devreye girer. Adalet, herkese aynı şeyi vermek değil; ihtiyaca göre denge kurmaktır. Eşkenar üçgenin kusursuzluğu, bazen gerçek hayatın karmaşıklığını gizler.
Sen hiç “herkes eşit” denilen bir ortamda, bazı insanların neden hep birkaç adım önde olduğunu düşündün mü?
İkizkenar Üçgen ve Normdan Sapma
İkizkenar üçgen, iki kenarıyla çoğunluğa, bir kenarıyla farklılığa işaret eder. Toplumsal açıdan bu, normlara kısmen uyan ama tam olarak örtüşmeyen bireyleri çağrıştırır.
Örnekler çok tanıdık:
– Geleneksel cinsiyet rollerine kısmen uyan bireyler
– Kültürel olarak “bizden” sayılan ama bazı yönleriyle dışlanan gruplar
Saha araştırmaları, bu grupların çoğu zaman “şartlı kabul” gördüğünü gösteriyor. Yani:
– Benziyorsan kabul
– Fazla farklıysan mesafe
Bu durum, eşitsizlik deneyimini daha da görünmez kılar. Çünkü dışlanma açık değil, örtüktür.
Hiç “tam olarak ait değilim ama tamamen dışarıda da sayılmam” hissini yaşadın mı?
Çeşitkenar Üçgen ve Radikal Farklılık
Çeşitkenar üçgen, hiçbir kenarıyla diğerine benzemez. Toplumda bu, en çok “öteki” olarak tanımlanan gruplara karşılık gelir.
– Etnik azınlıklar
– LGBTİ+ bireyler
– Göçmenler
– Yoksullar
Güncel sosyolojik tartışmalar, bu grupların yalnızca ekonomik değil; sembolik olarak da dışlandığını vurgular. Farklılık, çoğu zaman tehdit olarak algılanır.
Akademik çalışmalar, görünür farklılığın:
– Ayrımcılığı artırdığını
– Güç ilişkilerini sertleştirdiğini
– Sosyal mesafeyi büyüttüğünü ortaya koyuyor
Burada çeşitkenar üçgen, yalnız kalmış bir şekil gibi durur. Ama belki de en dayanıklı olan odur; çünkü her kenarı farklı koşullara uyum sağlamayı öğrenmiştir.
Toplum, gerçekten en çok benzeyeni mi yoksa en çok direniş göstereni mi hatırlar?
Cinsiyet Rolleri ve Üçgen Metaforu
“Eşit” Görünen Ama Eşit Olmayan Roller
Cinsiyet sosyolojisinde sıkça karşılaşılan bir durum var: Kadın ve erkek “eşit” denir ama roller farklı biçimde dağıtılır. Bu, dışarıdan bakıldığında eşkenar; yakından bakıldığında ikizkenar bir yapı yaratır.
– Ev içi emek
– Duygusal yük
– Bakım sorumluluğu
Araştırmalar, bu yüklerin büyük oranda kadınlar üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Burada üçgenin kenarları eşit görünür ama taşıdıkları ağırlık eşit değildir.
Eşitlik, yalnızca uzunlukla mı ölçülür?
Güç İlişkileri ve Kenar Uzunlukları
Toplumda güç, üçgenin kenarları gibi dağılmaz. Bazı kenarlar daha uzun, daha sağlam ve daha görünürdür.
– Devlet
– Sermaye
– Ataerkil yapı
Bu güç merkezleri, diğer kenarların hareket alanını belirler. Sosyolojik literatür, gücün çoğu zaman “doğal” gösterildiğini, bu yüzden sorgulanmasının zorlaştığını vurgular.
Çeşitkenar bir toplumda yaşadığımız söylenirken, neden bazı kenarlar hep daha baskın?
Kültürel Pratikler ve Günlük Hayat
Kültür, üçgenlerin nasıl algılandığını belirler. Bazı toplumlar:
– Eşkenarı idealleştirir
– Bazıları ikizkenarı tolere eder
– Çeşitkenarı ise tehdit sayar
Oysa kültürel çeşitlilik üzerine yapılan saha çalışmaları, farklılıkların bastırıldığı toplumlarda sosyal gerilimin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Belki de sorun, üçgenleri ayırmakta değil; onları aynı zeminde tutamamakta.
Akademik Tartışmalar ve Çelişkiler
Güncel sosyolojik tartışmalarda önemli bir çelişki var:
– Bir yandan çeşitlilik söylemi yükseliyor
– Diğer yandan pratikte homojenlik talep ediliyor
Bu, eşkenar bir hayalin, çeşitkenar bir gerçeklikle çatışmasıdır. Araştırmalar, bu çatışmanın bireylerde:
– Kimlik karmaşası
– Aidiyet sorunları
– Sessiz öfke yarattığını ortaya koyuyor
Toplum sana “farklı ol” derken, gerçekten buna hazır mı?
Son Söz Yerine: Sen Hangi Üçgensin?
Kenarlarına göre üçgenler kaça ayrılır? sorusu matematikte net bir cevaba sahiptir. Ama toplumsal hayatta bu soru, herkes için farklı bir hikâye anlatır.
– Eşit olduğunu mu hissediyorsun?
– Kısmen kabul edilenlerden misin?
– Yoksa tüm kenarlarıyla farklı olanlardan mı?
Toplumsal adalet, bu sorulara dürüstçe bakabilmekle başlar. Eşitsizlik ise çoğu zaman fark edilmediğinde derinleşir.
Şimdi sözü sana bırakmak istiyorum:
Kendi hayatında, hangi anlarda bir eşkenar, hangi anlarda bir çeşitkenar gibi hissettin? Ve bu hisler, sana toplum hakkında ne söyledi?