Asepsi Nedir, Kaça Ayrılır? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme
Hepimiz, sokakta, toplu taşımada ya da işyerlerinde bir şekilde hijyen kurallarına uymaya çalışıyoruz. Ancak “asepsi” denildiğinde, genellikle aklımıza hastaneler, mikroplardan arınmış ortamlar gelir. Oysa bu kavram, sadece sağlıkla sınırlı değil; toplumsal yapımızda, sosyal adalet ve eşitsizlikle de kesişiyor. Asepsi nedir, kaça ayrılır? Bu soruya bir sivil toplum çalışanı olarak toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakmak oldukça önemli.
Asepsi Nedir? Temizlik ve Hijyenin Derin Anlamları
Asepsi, temelde mikroplardan ve patojenlerden arınmış bir ortam anlamına gelir. Sağlık alanında, asepsi steril bir ortam yaratma çabasıyla ilgilidir. Hastanelerde ve tıbbi prosedürlerde, mikropların yayılmasını engellemek amacıyla aseptik teknikler uygulanır. Ancak, asepsi aslında çok daha geniş bir kavramdır. Bu kavram, yalnızca fiziksel temizlikle değil, toplumsal yapılarla, sosyal eşitsizlikle ve kimliklerle de ilişkilidir. Çünkü hijyen ve temizlik uygulamaları, toplumdaki farklı kesimlerin sosyal statüsüne göre şekilleniyor.
Bir şehirde yürürken, örneğin İstanbul’da, bazen temizlik anlayışının nasıl sınıfsal ve toplumsal bir fark yarattığını görmek şaşırtıcı olabilir. Toplu taşıma araçlarında, özellikle sabah saatlerinde, metrobüsün ya da otobüsün kalabalığından sıyrılıp temiz bir alanda oturan kişilerin genellikle daha yüksek gelir grubuna ait olduklarını fark ediyorum. Oysa aynı araçta, sabah işe giden, bir yandan da seferinden önce karnını doyuran, oturacak yer bulamayan insanlar da var. Hijyen, temizlik ya da asepsi arayışı, genellikle insanların maddi durumlarına bağlı olarak değişiyor. Asepsi sadece sağlıkla ilgili bir şey değil; aynı zamanda sosyal eşitsizlik ve sınıf farklarının bir yansıması.
Asepsi Türleri ve Toplumsal Cinsiyet
Asepsi, tıbbi bağlamda sterilizasyon ve mikroplardan arınma anlamına gelir. Ancak bu uygulamanın toplumsal cinsiyetle olan ilişkisi, çok daha derin. Özellikle kadınların temizlik ve hijyenle olan ilişkisi, toplumsal rollerin bir yansımasıdır. Kadınlar, evde hijyenin ve temizliğin sorumluluğunu taşırken, erkekler genellikle bu yükten daha az etkilenir. Toplumda, kadının temizliği ve hijyenine verdiği önemin, onun değerini ölçme aracı olarak kullanılması, sosyo-kültürel bir baskıdır. Bu durum, kadınların hem ev içinde hem de kamusal alanlarda “temizlik” ve “asepsi” kavramlarına dair daha fazla sorumluluk taşıdığı anlamına gelir.
Bir arkadaşımın anlatımıyla, evde temizlik yapmak kadınlar için adeta bir görev haline gelmişken, erkeklerin bu konuda daha fazla rahatlıkları olduğunu gözlemliyorum. Geçenlerde, bir arkadaşımın evinde kalan bir grup kadının temizlik yaparken, erkeklerin evin işlerine pek dahil olmamaları hakkında sohbet ettik. Bu durumda, kadınlar için hijyen bir gereklilikken, erkekler için genellikle bir tercih meselesi olabiliyor. Yani, hijyen ve asepsi, toplumsal cinsiyetin bir yansıması olarak bireylerin rol dağılımını pekiştiren bir unsur olabilir.
Çeşitlilik ve Asepsi: Farklı Grupların Hijyen Anlayışları
Çeşitlilik, farklı kültürler ve yaşam biçimlerinin varlığına işaret eder. Farklı etnik kökenlere sahip bireyler, hijyen ve temizlik konusundaki algılarını, toplumun genel normlarına göre şekillendirirler. İstanbul gibi çok kültürlü bir şehirde yaşarken, bu çeşitliliği günlük yaşamda sıkça gözlemliyorum. Farklı toplumsal grupların, asepsi ve temizlik anlayışları birbirinden çok farklı olabilir. Bir grup, hijyen anlayışını aşırıya kaçırarak her zaman steril bir ortamda yaşamayı tercih ederken, başka bir grup için asepsi, doğallığı ve basitliği ifade eder. Örneğin, bazı yerlerde insanlar, sokakta ellerini yıkamaktan çok, bir lokantada temizliğe ya da hijyen şartlarına dikkat ederler.
Bir arkadaşımın yaşadığı deneyim çok çarpıcıydı. Şehirdeki bir sosyal yardım merkezinde çalışan arkadaşımdan duydum, bazı mülteci aileler, hijyen konusunda toplumdan farklı bir anlayışa sahipti. Bu, sadece alışkanlıklarla ilgili değil, yaşadıkları yerel kültürün de bir yansımasıydı. Onlar için temizlik, günlük hayattaki ritüellerin bir parçasıydı, ancak şehirdeki resmi temizlik anlayışına uymamaları, bazı toplumsal sınıfların onlara yönelik önyargılı yaklaşımına neden oluyordu.
Sosyal Adalet ve Asepsi: Hijyenin Erişilebilirliği
Sosyal adalet, bir toplumda herkesin eşit haklara sahip olması demektir. Ancak hijyen ve asepsi, bu eşitsizliği pekiştirebilir. Temizlik, bazen sadece zenginlerin ya da belli bir sınıfın ulaşabileceği bir ayrıcalık haline gelir. Bir hastane odasında, steril bir ortamda tedavi görmek ile bir gecekondu mahallesinde yaşamak arasındaki fark, kişilerin asepsiye ulaşma biçiminde büyük bir eşitsizlik yaratabilir. Özellikle yoksul mahallelerde, insanların daha sağlıksız koşullarda yaşamaları, hijyenin genellikle ikinci planda kalmasına sebep olur.
İstanbul’un kenar mahallelerinde, sokakta yaşamak zorunda kalan insanları düşünün. Evet, belki de temiz suya erişimleri yok, belki de hijyenik koşullarda yaşamıyorlar ama onların da temizlik yapmaya çalıştıkları bir gerçek. Fakat devletin veya toplumsal yapıların sunduğu imkânlar, bazı grupların asepsiye ulaşmasını oldukça zorlaştırıyor. Toplumda bu tür yapısal eşitsizlikler varken, hijyenin adaletli bir şekilde sağlanması gerçekten mümkün mü?
Sonuç: Asepsi ve Toplumsal Eşitsizlik
Asepsi, sağlık alanında sterilizasyon anlamına gelirken, toplumsal açıdan bambaşka bir boyut kazanıyor. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, hijyen ve asepsi, genellikle sosyal sınıflar arasında büyük farklar yaratıyor. İnsanların, temizlik ve hijyen anlayışları, yaşadıkları toplumsal ve kültürel koşullara göre şekilleniyor. Bizler, asepsi sadece bir sağlık kavramı olarak görmek yerine, onun toplumsal eşitsizliği derinleştiren bir araç olabileceğini de göz önünde bulundurmalıyız.