Tümülüs Mezarı Hangi Uygarlığa Aittir? Hem Küresel Hem Yerel Bir Bakış
Tümülüs Mezarı: Tarihin Sessiz Tanıkları
Bursa’dan yazıyorum, ama kafamda hem Türkiye’nin hem de dünyanın farklı köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden gelen tarihsel izler var. Her bir köşe, her bir taş parçası, her bir mezar, bir dönemi anlatıyor. Mesela, bugün bahsedeceğimiz tümülüs mezarı, hem yerel hem de küresel ölçekte çok fazla farklı uygarlıkla ilişkilendirilen bir yapıdır. Ama o kadar dikkatli ve derinlemesine bakıldığında, aslında bu mezarların sadece birer taş yığını değil, bizlere geçmişin seslerini fısıldayan gerçek birer tarih kaynağı olduklarını görebiliyoruz.
Peki, tümülüs mezarı hangi uygarlığa aittir? Bu soruyu cevaplamak için önce biraz bu mezarın ne olduğunu anlamamız gerekiyor. Tümülüs, kelime olarak “yükseltilmiş toprak yığını” anlamına gelir ve genellikle bir ölüye ya da bir yöneticinin mezarına yapılmış büyük, yuvarlak bir höyüktür. Tarihte, özellikle Frigler ve MÖ 8. yüzyılda Anadolu’da yaşayan diğer uygarlıklar arasında yaygın bir gömme geleneğiydi.
Tümülüs Mezarı: Türkiye’deki Yeri
Evet, tümülüs mezarı nedir ve hangi uygarlığa aittir diye sorarsak, Türkiye’de bu mezar türünü en çok Frigler ile ilişkilendiririz. Frigler, Anadolu’nun bilinen en eski uygarlıklarından biriydi. Anadolu’nun iç bölgelerinde, özellikle Afyonkarahisar, Eskişehir ve Bilecik gibi illerde Frigler’e ait pek çok tümülüs mezarına rastlanır. Bunlar, Frig Krallığı’nın sosyal yapısına dair önemli bilgiler verir. Tümülüs mezarlarının tipik olarak büyük taşlarla çevrili olması, içerideki ölülerin yanında değerli eşyaların da bulunması, Frigler’in ölüm ritüellerine dair pek çok ipucu sunar.
Örneğin, Midas Tümülüsü ya da Midas’ın Altınlı Mezarı olarak bilinen mezar, Frigler’e ait en ünlü tümülüslerden birisidir. Bu mezarın içinde, efsanevi kral Midas’ın gömülü olduğu ve ona ait pek çok altın eser bulunduğu düşünülmektedir. Midas Tümülüsü, Friglerin inanç sistemini ve ölüm anlayışını da gözler önüne seriyor. Frigler, ölülerinin yanına zengin eşyalar bırakıyorlardı çünkü inançlarına göre, ölen kişi bu eşyalarla öteki dünyada yaşamını sürdürecekti.
Küresel Perspektif: Tümülüs Mezarı ve Diğer Uygarlıklar
Tümülüs mezarları yalnızca Frigler’le özdeşleşmiş değil, dünyanın farklı yerlerinde de benzer gömme gelenekleri bulunur. Örneğin, Antik Mısır’da da büyük piramitler ve mastaba adı verilen mezar yapıları, ölülerin öteki dünyada rahat etmesi için zengin eşyalarla donatılırdı. Mısır piramitlerinin büyüklüğü ve gösterişi, Firavunların büyüklüğünü simgelese de, onların tümülüs anlayışına ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.
Bir başka örnek ise, İskandinav bölgesine ait Viking mezarlarıdır. Vikingler, ölülerini çok değerli eşyalara ve bazen de gemilere yerleştirirlerdi. Bu da aslında bir tür tümülüs mezarıydı. Ancak, bu mezarların çoğu, Frigler’in mezarları kadar toprak yığınıyla kaplanmamıştı. Yani, Vikinglerin mezarları genellikle taş yapılar ya da gemilerle sınırlıydı.
Türkiye’deki Tümülüs Mezarı: Farklı Bir Anlayış
Türkiye’de ise, tümülüsler genellikle toprak yığınıyla oluşturulmuş büyük höyükler olarak karşımıza çıkar. Bu mezarların yapısı, dönemin yüksek sosyal statüdeki kişilerine ait olduklarını gösteriyor. Mezarlarda, gömülen kişinin zenginliği ve güçlülüğü çoğu zaman onun ölümüne şekil veren ritüellere de yansımıştır.
Mesela, Yazılıkaya Frig Yolu’nda yer alan kayaya işlenmiş figürler, Frigler’in tanrılara ve tanrıçalarına duyduğu derin saygıyı ve aynı zamanda onların ölümle ilgili inançlarını gösteriyor. Yazılıkaya’daki tümülüslerin içindeki figürler ve heykeller, Frigler’in ölümden sonraki yaşamla ilgili inançlarını ortaya koyarken, bu yapılar aynı zamanda Frig Krallığı’nın gücünü ve dini yapısını da gösteriyor.
Kültürel Farklılıklar ve Benzerlikler
Tümülüs mezarlarının farklı kültürlerde nasıl göründüğüne bakıldığında, bir yandan çok benzer bir gömme geleneği görsek de, diğer yandan her uygarlığın kendi inanç ve yaşam anlayışına göre bu mezarları farklı şekilde inşa ettiğini de fark ediyoruz. Mısır’da piramitler, Vikinglerde taş yapılar ve Frigler’deki toprak yığını – tüm bunlar, o toplumların ölüm ve ahiret anlayışını şekillendiren kültürel miraslardır.
Türkiye’deki tümülüsler, aslında yerel tarihimizle ne kadar iç içe olduğumuzu da gösteriyor. Hangi uygarlığa ait olursa olsun, mezarların büyük ve gösterişli yapılması, ölüye gösterilen saygının bir simgesidir. Bu gelenek, insanoğlunun her zaman kendi sevdiklerini onurlandırma ve onları ölümsüz kılma arzusunun bir ifadesidir.
Sonuç: Geçmişin İzi
Sonuç olarak, tümülüs mezarı hangi uygarlığa aittir? sorusunun cevabı, aslında yalnızca Frigler ile sınırlı değildir. Türkiye’nin farklı bölgelerinde, özellikle İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nde, Frigler ve diğer antik uygarlıkların bu tür mezarlarını görmek mümkün. Küresel düzeyde ise, farklı kültürlerin bu mezar yapılarıyla birbirine yakınlık gösterdiğini ancak her birinin kendi inançları ve ritüelleriyle farklılıklarını ortaya koyduğunu görebiliyoruz.
Tümülüs mezarları, geçmişin sessiz tanıklarıdır. Onlar, sadece toprak yığınları ya da taşlardan ibaret değildir; onlar, her bir uygarlığın ölüm ve yaşam anlayışını, inançlarını ve kültürlerini bizlere anlatan birer tarih kitabıdır. Ve belki de bu yüzden, her birini keşfettikçe, geçmişle bugünün bağlantılarını daha net görürüz.